Kayıtlar

Failiyet Vakti

Taksim direnişi, mütedeyyin kesimlerde ciddi bir panik ve endişe yarattı. Ellerinde Türk bayrakları, Ata posterleriyle "Mustafa Kemalin askerleriyiz" sloganları atan, başörtülü kadınları taciz eden bu kitlenin ulusalcı bir kalkışma resmi olarak algılanması, mahallelerde tencere-tava çalarak polis şiddetini protesto edenlerin 28 Şubat sürecindeki "Sürekli Aydınlık İçin 1 Dakika Karanlık" eylemlerini hatırlatması tesadüf değil. Görünen o ki Kemalizm'le hesaplaşıldığını zannettiğimiz, vesayet rejiminin tasfiye edildiği fikrine kapıldığımız şu onbir senede köprünün altından akan onca suya rağmen kin ve nefret baki. Taksim direnişi bünyesinde yer alan ve alan hakimiyeti giderek zayıflayan ulusalcı/Kemalizan tonların nefretini iyi yorumlamak gerekiyor. Fakirleşmiş bir orta sınıfın mensupları olan, yitirdikleri sosyal ve ekonomik pozisyonun öfkesini taşıyan bu kitlelerin öfkesinin neden Tayyip Erdoğan'ın veya eşinin ya da başörtülü kadınların şahsında cisimleşti...

Filimciler neden Gezi'de?

Sinemacılar Basın Açıklaması from Bulut Film on Vimeo .

Qu'est ce-que l'acte de Creation? par Gilles Deleuze

Resim

Were Dengê Me

Sesime gel - Come To My Voice from Huseyin Karabey on Vimeo .

iki parça

Resim
lise hazırlıktaydık. hasekide hayat vakfının çatısında ilk sigaralarımızı içerken, kemal cep telefonundan bunu çalardı. annemin radyoda çaldırdıklarından sonra ilk dinlediğim ahmet kaya parçalarından biridir. kemal'in pötürgeli olduğunu, kürtlüğünü de o zamanlar idrak ettiydim. pek çok şeyin başlangıcı olan "sabırsızlık zamanı"mıza gelsin bu parçayı bosnada keşfettim. ağır melankolinin içinde, geçip giden 10 seneye dair hissiyatımı en çok bu yansıtıyordu o zaman. ne işkence gördüm, ne kardeşim öldürüldü. yine "de" ağır şeyler yaşadık, kötü haller geldi. pek de kaldırabildiğimiz söylenemez. Kemal çekip gitmişken şimdi, "şehirlere bombalar yağarken" bu de benim ince bir sitemim olsun, geçip gidenlere...

Kemal gitti

Resim
başaşağı -zira tüm yazılmışlar sahih veya sahih-değil değildirunutulmayanlar veya yeni hatırlatılacaklara gerek yok; hikâye hep başlamakta. hafızasız değilse de hatırasız; şimdiki müstakbel, lôrüstü, comoros, akşamca… sonsuz değilse de sonrasız; birlikteliğe, kılarak, ederek. Hakikate mecbur ve mahkum ettiğimiz şehir ikna olursa kuyularını zehirleyeceğiz ve biz aklı kemale şöyle eren: yediklerimle, gördüklerimle, dinlediklerimle 25 yaşımı bekliyorum bir tedirgin kehanet; bir yerleşememiş, bir dikiş tutturamamış kendimize bakıp  gülüyoruz ya da sükut ve Allah’ın var olmadığı her bir gün için bir velinin mezarını talan  edelim. Collected Works'e yazdığı parçadan, 2010 Kemal gitti. Özeti bu aslında. Bu gidişin mahiyeti, kelimenin tam manasıyla bir gidiş hali olmasında. "-den gelmeli, -e gitmesiz" Kemal'in gidişi; dikiş tutturamamanın, bir baltaya sap, babaya hayırlı evlat olamamanın beyanı gibi. Biraz buralardan yar olmaması, yaşam koşullar...

İnat ve Israr

  Taksim meydanında süren inşaat bahanesiyle, bu yıl Taksim’de 1 Mayıs miting ve yürüyüşünün yasaklanması, sendikaların ve kitle örgütlerinin bu karara direnmesi merkez medyada “inat” olarak yorumlandı. Kâr ve fayda üzerinden işleyen rasyonel akla göre meydanda inşaat çukurları varken binlerce insanın orada bulunması sorumluluğu alınmayacak bir risk imiş. Yani devlet baba bizi o kadar seviyormuş ki sırf bize bir hal olmasın diye, gazla, copla, kafamızı yara yara, “evladım düşersin” diye kovalamış bizi. Keşke iş cinayetlerine kurban giden onlarca kardeşimize de gösterse aynı şefkat ve merhametini. 1 Mayıs’ın ardından Başbakan’ın açıklamaları, hafta sonu İstiklal Caddesi’nde gerçekleşen hemen her eyleme şiddetli polis müdahalesi, Taksim meydanında ısrarın ardında yatan kaygıları haksız çıkarmadı. Görünen o ki siyasal iktidar Taksim meydanını ve İstiklal Caddesi’ni sadece 1 Mayıs’ta değil, ilelebet toplumsal muhalefet kesimlerine kapatmak, bir mücadele alanı olm...